27 Nisan 2010.
Minibüsler artık ‘müsait bir yerde’ duramayacak
Güzergahı üzerinde istediği yerde yolcu alıp indiren minibüsler İstanbul’da artık trafiği altüst
etmeyecek. Büyükşehir Bele-diyesi’nin hazırladığı ‘Minibüs Durak Yerleri’ projesi ile kent genelindeki
minibüsler, sadece belirlenen duraklardan yolcu alıp indirebilecek. Durak sistemi dolmuş trafiğini
azaltacak.
Minibüsler vatandaşların istediği yerde inip bindiği vazgeçilmez ulaşım araçlarındandır. Birçok
şehirde ‘dolmuş’ olarak bilinen bu araçları doldurabilmek için muavinler çalıştırılır. Muavinin “Sarıyer-
Aksaray bir iki” çağrısını duyan yolcular, hiç vakit kaybetmeden ‘doldurur’ minibüsü. İnmek isteyenler
ise “Müsait bir yerde inecek var.” der. Şoför, kalabalık ve yüksek ses arasında bu isteği duyduysa
şayet yolcuyu hemen indirir. Ancak pek çoğu bu sözü geç duyduğu için yolcuyu trafiğin ortasına
bırakır. 15 milyon insanın yaşadığı Türkiye’nin en kalabalık şehri İstanbul’da “Müsait bir yerde inecek
var.” sözü tarih oluyor. Büyükşehir Belediyesi Toplu Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğü’nün uygulamaya
koyacağı yeni sistemle kent genelinde hizmet veren 6 bin minibüs artık istediği yerde duramayacak.
Gittikleri hat üzerinde belirlenecek duraklarda yolcu indirip alabilecek. Durak sistemi sayesinde hem
trafik yoğunluğunun önüne geçilecek hem de minibüs sektörü bir düzen içine alınacak.
İstanbul Minibüsçüler Esnaf Odası Başkanı Koray Öztürk, durak sisteminin devreye girmesi ile birlikte
şehirde günde yaklaşık 1 milyon yolcuya hizmet veren kayıtlı 6 bin 247 minibüsün düzen altına
alınacağını vurguladı. Öztürk, “Bu sistemin devreye girmesi ile birlikte yol ortasında minibüsler ve
yolcuların istediği mekanlarda araç durmayacak. Her minibüs hattı belirlenen standart kapsamında belirli
duraklarda duracak. Minibüsler kendilerine gösterilen ceplerden yolcu alacağı için trafik oluşmayacak.”
dedi. Kentte hizmet veren 25 odaya güzergah haritalarını teslim ettiklerini kaydeden Öztürk, “Her oda
durak ile ilgili bir çalışma yürütecek. Çalıştığımız durakları tespit edeceğimiz haritaları belediyeye teslim
edeceğiz. Belediye çalışanları güzergahlar üzerinde bir fizibilite çalışması yaparak duraklar ile ilgili son
kararı verecek.” diye konuştu.
büyükşehir Belediyesi Toplu Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğü, bu yıl sonuna kadar tamamlamayı
planladığı ‘Minibüs Durak Yerleri’ projesi ile 6 bin 247 minibüsün istediği yerde yolcu indirip bindirmesinin
önüne geçecek. Bu önemli çalışma kapsamında 25 oda başkanına hizmet verdikleri hatların haritaları
teslim edildi. Oda başkanı kent genelindeki 150 istasyonda harita üzerinde uygun ve vatandaşın
taleplerine göre durak yerlerini belirleyecek. Duraklar tespit edilirken yolcu yoğunluğu (en çok inilen-
binilen yerler) dikkate alınacak. Durak yerleri cadde ve sokak bazında yazılacak (Yıldıztabya Caddesi
Sevinç Sokak Kesişimi gibi). Duraklar arası mesafe 300 metreden az olmayacak. ZAMAN
27 Nisan 2010.
Borçlu belediyeler, SGK’dan para kaçırmanın yolunu buldu
Kurumun 2 bin 577 belediyeden 3 milyar liradan fazla alacağı var. Alacaklarını tahsil etmek için banka
hesaplarına el koymayı planlayan SGK, bu kez de belediyelerin uyanıklığı ile karşılaştı. Normal
hesaplarındaki paralarına SGK tarafından haciz konulduğunu gören belediyeler, paralarını vergi gelir
hesaplarında tutmaya başladı. Kanuna göre belediyelerin vergi gelirleri haczedilemiyor. Böylece SGK’nın
hesaplardaki paralara haciz koyarak alacaklarını tahsil etme planı da suya düştü. Şimdi belediyelerin
kapısını çalan SGK yetkilileri, borçlarını ödemeleri için başkanları ikna etmeye çalışıyor.
Borç batağındaki binlerce belediye, en fazla prim borçlarını aksatıyor. SGK ise alacaklarını tahsil yolu
arıyor. Bunun için hesaplarında para bulunan belediyelere haciz konulmaya başladı. Ancak bu kez
belediyelerin vergi hesabı engeliyle karşılaşıldı. Belediye kanununa göre yerel yönetimlerin Çevre
Temizlik ve Emlak Vergisi gelirleri haczedilemiyor. Bunu bilen belediyelerin büyük bölümü, diğer
kalemlerden elde ettikleri gelirleri de vergi hesabında tutmaya başladı. Gelirlerin hangi kalemden
oluştuğunun denetimi de yapılmadığı için belediyeler bu yolu kolaylıkla kullanıyor. Su, ulaşım ve benzeri
kalemlerden elde ettikleri gelirleri de vergi geliri hesabına aktarıyor. Böylece bütün gelirleri vergi
hesabında tutarken SGK’nın haciz uygulamasının da önüne geçtiler.
Öte yandan SGK’nın kaynağından kesinti konusunda da eli kolu bağlı. Yine belediyeler kanununa göre
belediye gelirlerinin yüzde 40′ından fazlasına İller Bankası nezdinden haciz konamıyor. SGK’ya borcu
bulunan belediyelerin çoğu da zaten gelirlerinin yüzde 40′ına vergi ve benzeri borçları sebebiyle el
konan belediyeler. Bu sebeple SGK’nın primlerini tahsil edebilmesi için tek yol olarak belediye
başkanlarını ikna etmek kaldı. Alacaklarını tahsil için başka çare bulamayan il müdürlükleri belediye
başkanlarına ikna turları başlattı. Belediyeler vergi hesabı uyanıklığını keşfedene kadar SGK’nın
hesaplara haciz koyma yöntemi işe yaradı. Haciz baskısı sebebiyle geçen yıl 42 milyon 915 bin lira ile
SGK’ya en çok borç ödeyen belediye Adana Büyükşehir Belediyesi oldu. Borç ödemede Adana’yı,
Kocaeli 35 milyon 285 bin lira, Sakarya 21 milyon 366 bin lira ve Van Belediyesi 10 milyon 171 bin lira
ile takip etti. Bolu 6 milyon 695 bin lira, Şanlıurfa 5 milyon 726 bin lira, Ordu 5 milyon 280 bin lira,
Kırıkkale 4 milyon 24 bin lira, Zonguldak 3 milyon 758 bin lira, Mardin Belediyesi de 390 bin 937 lira prim
borcu ödemesi yaptı.
SGK’YA EN ÇOK BORCU OLAN BELEDİYELER*
Kocaeli 118.338
Adana 58.655
Şanlıurfa 51.904
Zonguldak 40.124
Ordu 28.503
Van 25.752
Mardin 25.011
Kırıkkale 24.190
Sakarya 21.605
Bolu 19.657
Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) prim tahsilatında en çok zorlandığı kuruluşların başında belediyeler
geliyor. Kimi belediyeler SSK primlerini hiç ödemiyor.
27 Nisan 2010.
Köksal:Türkiye’de petrol yok
Petrolün Kuzey Irak’ta olduğuna ancak TPAO’nun siyasi anlamda orada olmadığına dikkat çeken PET
Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Güntekin Köksal, ‘TPAO’nun siyasi olarak giremeyeceği yerler varsa
ben girerim. Aldığım sahayı TPAO’ya vereyim’ dedi.
Referans Gazetesi’nin haberine göre, Kuzey Irak dahil 5 sahada yatırımı olan Pet Oil şirketini
bünyesinde bulunduran PET Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Güntekin Köksal, “Türkiye sınırları içinde
petrol yok. Türkiye Petrol Anonim Ortaklığı (TPAO), Türkiye’de petrol arayarak para harcamasın,
yurtdışında petrol üretsin” dedi. TPAO’nun Türkiye’de rantabl olmayan rezervlere yılda 300-400 milyon
dolar harcadığını belirten Köksal, petrol sahaları satın alarak kâr edilebileceğini söyledi. Köksal, “Siyasi
olarak giremeyeceği yerler varsa, ben girerim. Bana 300-500 milyon dolar tahsis etsin, aldığım sahayı
TPAO’ya vereyim” diye konuştu.
23 Nisan’da kendi adına düzenlenen parkın açılışı nedeniyle Turgutreis’te bulunan Güntekin Köksal, 15
yıl TPAO’da çalıştığını söyleyerek “Türkiye’de petrol olduğuna bir tek petrolcü inanmıyor. Bu yüzden bu
konuda ciddi stratejilere sahip bir yönetime kavuşmalıyız” dedi.
Petrolün Kuzey Irak’ta olduğuna ancak TPAO’nun siyasi anlamda orada olmadığına dikkat çeken Köksal,
Türkiye’nin Total’i olacaklarını söyledi. Köksal, Türkiye’nin 600 bin varil petrol ihtiyacı olduğuna ancak
Türkiye’de 35 bin varil petrol üretildiğine dikkat çekerek şöyle konuştu: “Türkiye’deki 1 milyon varillik
petrol için yılda 300-400 milyon dolar para harcayacağına gidip üretim sahası satın alsa daha faydalı
olur. Yılda 300-400 milyon dolar Türkiye içi aramalara gidiyor, üretim sahası satın alınsa daha iyi olur.
Aynı parayı üretim sahasına verse, 100 milyon dolarlık petrol sahası satın alınır. Siyasi nedenlerle
giremiyorsa ben petrol sahası satın alayım, TPAO’ya vereyim. Aldığım yerden milyonlarca varil petrol
getiririm. Fakat çok uğraştım bugüne kadar, veremedim. TPAO’nun siyasi olarak giremediği yere ben
girerim. Bugün 5 petrol sahasında yüzde 20 ortağım. Ben becerdim; sahayı aldım ve ortak buldum.
Sadece taşımayla Türkiye çok ciddi avantaj sağlar. Fransa’nın petrolü yok ama Total’i var. Biz de
Türkiye’nin Total’i olacağız.”
30 sahanın 12′sinde Türkler var
Güntekin Köksal, Pet Oil şirketi ile 4′ü Kuzey Irak’ta, 1′i Yemen’de olmak üzere 5 petrol sahasında
faaliyet gösteriyor. Kuzey Irak’ta kendileriyle birlikte 3 Türk şirketi olduğunu belirten Köksal, Irak’taki
pazarı şöyle anlattı:
“Irak’ta bizim 4, Genel Enerji’nin 6, diğer bir firmanın ise 2 sahası var. Erbil’de Bina Bovi, Süleymaniye’de
Pulkhane, Chia Surkh ve Shakal petrol sahalarında varız. Bizim buradaki sahalarda payımız yüzde 26,
ABD’li ortağımızın payı yüzde 18, yüzde 20′si de Kürt hükümetinin. Kürt hükümeti petrol sahalarının
yüzde 36′sını elinde tutuyor. Bu hisseyi özel bir şirkete verecek. Daha önce bütün masrafları biz
çekiyorduk, şimdi masrafa ortak olacaklar. Bölgedeki 30 projenin 12′sinde Türkler var. ABD’li şirket
sayısı 3. Türkler Kuzey Irak’ta kayırılıyor. Bizden sonra en çok Kanadalı var. Tüm Kuzey Irak’ta toplam
45 milyar varil petrol olduğu düşünülüyor. Bizim sahalarımızdan beklentimiz 1-1.5 milyar varil. 5 sabit
Türk çalışanımız var. 7 yılda 50 milyon dolar yatırdık. 2-3 yıl sonra sonuç almayı bekliyoruz.”
Yemen’deki petrol Türkiye’den geçecek
1993′te Yemen’de gaz bulduklarını ve bunun 2200 varil petrole eşdeğer olduğunu belirten Köksal,
Türkiye’nin gaz üretiminin 35 bin varil olduğunu, Kuzey Irak’ta da 3-8 bin varil beklediklerini kaydetti.
Yemen’deki petrol sahasının 35 kilometre uzağından gaz boru hattı geçtiğini açıklayan Köksal, “Günde
160 bin dolarlık doğalgazın yüzde 34′ü bizim. Yemen’de satış 2-3 yıl sonra. Çıkacak petrolün kime
satılacağı belli değil. Ama Türkiye üzerinden geçecek. Kerkük-Ceyhan hattına bağlanması söz konusu”
dedi. Köksal, birkaç yıl sonra Kanada veya Londra borsalarına açılmayı planladıklarını sözlerine
ekledi.TPAO
27 Nisan 2010.
‘Niğde’de 100 milyon avroluk yatırım ile yaptırılacak katı atık değerlendirme ve bertaraf tesisi için protokol imzalandı.
Tesisin kurulması için geçtiğimiz günlerde yapılan ihaleyi kazanan firma yetkilileri ile Niğde Belediye
Başkanı Faruk Akdoğan, noter huzurunda sözleşme imzaladı.
Niğde Belediye Başkanı Faruk Akdoğan, burada yaptığı açıklamada, yap işlet devret modeliyle
kuracakları tesis için yaklaşık 100 milyon avro harcanacağını söyledi.
Tesisin yapımı için ihaleyi kazanan Georfin firması ile sözleşme imzaladıklarını bildiren Akdoğan, şu
bilgileri verdi:
“Bu sözleşme ile katı atık bertaraf ünitesi 2 yıl gibi kısa bir sürede tamamlanacak. Tesis hizmete
girdikten sonra, hem biyodizel hem elektrik hem de organik gübreyle ilgili üretim yapılacak. Bu yatırım
için belediyemizin kasasından para çıkmayacak. Georfin firması tarafından çöpler katı atık değerlendirme
ve bertaraf tesisine götürülecek. Burada 30 kişinin üzerinde istihdam sağlanacak. Bu tesiste pet şişe,
kağıt, sigara paketleri gibi atıklar işlenecek ve bunlara değer kazandırılacak. Niğde’ye bundan iki yıl
sonrasına baktığımızda yaptığımız en önemli işten bir tanesinin de bu olduğunu göreceğiz.”
27 Nisan 2010.
Yükseköğretime Geçiş Sınavı’nda Bir Soru Hatalı Olduğu İçin İptal Edildi.
Yükseköğretime Geçiş Sınavı matematik testinde 20 numaralı soru çift doğru yanıtı olduğu için iptal edildi.
işte o yanlış soru:
iki basamaklı bir AB sayısı asal olduğundan BA sayısı da asalsa AB’ye simetrik asal denir. Bir AB asal sayısı için A.B çarpımı aşağıdakilerden hangisi olamaz?
A) 7 B) 9 C) 15 D) 21 E) 63
CEVAP: B seçeneğinde cevap 9 olup 9′un çarpanları 1 ve 9′dur veya 3 ve 3′tür. 3 ve 3 olamaz çünkü 33 asal sayı değildir. 1 ve 9 alındığında 19 asal sayıdır. Halbuki 91 asal sayı değildir. Çünkü 91 sayısı 7 ve 13 sayılarının çarpımıdır. Bu nedenle 19 simetrik bir sayı değildir. C seçeneğinde de cevabın 15 olduğu belirtiliyor. 15′in çarpanları 3 ve 5′tir. 53 sayısı asal ama 35 sayısı asal değildir. Dolayısıyla 53 sayısı da simetrik bir asal sayı değildir. Soru cümlesine göre 15 de olamaz. Soruda ‘hangisi olamaz’ denildiğine göre B ve C denilebilir. Dolayısıyla soru cümlesini karşılayan 2 doğru cevap vardır. Yani bu soru 2 doğru cevaplı bir sorudur.
YGS’de temel matematik testinin 20. sorusunun çift cevap olmasından dolayı hatalı olduğu iddia edilmişti.
Haber Kaynağı : Son Dakika
27 Nisan 2010.
tüm zorluklara rağmen verdiğimiz mücadele sonuda,haber veriyoruz sitemizi açtık.Bilinmeyen güçler tarafından önümüze bir çok engel çıkması bizi yıldırmamıştır.sitemizde gerçek olayları en gerçek
şekilde yayınlamaya devam edeceğiz.Sitemize zarar vermek isteyenlar b7unu tekrar deneseler
bile biz herşeye rağmen gerçekleri yayınlamaya devam edeceğiz.
05 Aralık 2001.
Ergenekon’da tahliye
İP Genel Başkan Yardımcısı avukat Mehmet Cengiz’in de aralarında olduğu 4 avukat tahliye oldu.
İstanbul- Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan İşçi Partisi (İP) Genel Başkan Yardımcısı avukat Mehmet Cengiz’in de aralarında bulunduğu 4 avukat tahliye edildi.
İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi nöbetçi hakimliğince tutuklanan avukatlar Mehmet Cengiz, Ali Hadi Emre, Tülay Bekar ve Kutbettin Kaya’nın bu hallerine avukatları tarafından yapılan itiraz, aynı mahkemenin heyeti tarafından değerlendirildi. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, tutuklu avukatlar Cengiz, Emre, Bekar ve Kaya’nın tahliye edilmelerini kararlaştırdı.
Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alındıktan sonra 5 Haziran’da Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne getirilen Cengiz, Emre, Bekar ve Kaya, İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz tarafından sorgulandıktan sonra tutuklanmaları istemiyle gönderildikleri İstanbul Nöbetçi 11. Ağır Ceza Mahkemesince tutuklanarak cezaevine konulmuştu.
Yararlanılan Kaynak : Cumhuriyet Gazetesi
05 Aralık 2001.
‘Erdoğan Bedellide Beklenti Yarattı’
Baykal, Bedelli Askerlik Konusunda Erdoğan’ı Eleştirdi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ”Bu kadar hassas bir konuda (bedelli askerlik) insanlarda beklenti
yaratarak, ‘ben sizin gibi düşünüyorum’ mesajını vermeye yönelmenin, devlet adamlığı anlayışı ile
bağdaşır tarafı var mı? O görüşmede mi öğrendin olmayacağını? Bildiğin halde, ‘olabilir’ diye söylerken,
hangi amacın peşinde koşuyordun?” diye sordu.
Baykal, partisinin TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin yıllardır, tarım ve
hayvancılıkta yanlış politikalar izlediğini hep dile getirdiklerini, hükümetin, et fiyatlarının tavan
yapmasından sonra müdahale etme kararı aldığını söyledi.
Baykal, et fiyatlarının azaltılması için Et ve Balık Kurumuna et ithal etme yetkisi verildiğini, ancak bunun
soruna kalıcı çözüm olmayacağını ifade ederek, ”Yapılması gereken iş; Et ve Balık Kurumuna et ithalatı
yapma talimatı vermeden önce hayvancılığı ayağa kaldırmak için gerçekten hayvancılığa destek olacak
bir destekleme politikasını ilan etmektir” dedi.
Baykal, et ithalatı yapmak yerine canlı hayvan ithalatı yaparak bunların besicilere verilmesi gerektiğini
belirterek, ”Türkiye’de hayvancılığı desteklemek, besiciliği geliştirmek, onları ezdirmemek için bu
devletin kurduğu Et ve Balık Kurumu, şimdi besicileri tahrip etmek için ithalat ajanı gibi kullanılıyor” diye
konuştu.
-BEDELLİ ASKERLİK-
Konuşmasında, bedelli askerlik konusunda yaşanan tartışmalara da değinen Baykal, bu konunun her yıl
mutlaka gündeme geldiğini söyledi.
Başbakan ve bakanların bu konuyu bütün boyutlarıyla öğrenmiş ve bilmiş olmaları gerektiğini ifade eden
Baykal, yaklaşan seçim ve referandum öncesinde bu konunun ”bir çözüme bağlamak imkanı var”
denilerek gündeme getirildiğini ve insanların umutlandırıldığını kaydetti.
Baykal, şöyle konuştu:
”Sen 8 yıldır Başbakansın, olayı biliyorsun. Bu konuda bir uygulama imkanı var mı, yok mu? Sen bunu
bilmiyorsan, bu kadar hassas bir konuda insanlarda beklenti yaratarak, ‘ben sizin gibi düşünüyorum,
ben böyle yapmak istiyorum’ mesajını vermeye yönelmenin, devlet adamlığı anlayışı ile bağdaşır tarafı
var mı? Umut verildi, sonra ‘olmayacağı anlaşıldı’ denildi. Şimdi mi öğrendin olmayacağını, o görüşmede
mi öğrendin olmayacağını? O zamana kadar bilmiyor muydun? Bildiğin halde, ‘olabilir’ diye söylerken,
hangi amacın peşinde koşuyordun? Bu da bu iktidarın siyaset üslubu anlayışı bakımından çok tipik bir
örnek oldu.”
CHP Genel Başkanı Baykal, Van’da CHP’ye yapılan saldırı konusunu da gündeme getirdi.
Olayın hemen ardından, ”saldırının organize bir hareket, AK Parti’lilerin işin içinde, saldırıyı yapanların
uzantılarının Ankara’da olduğunu söylediklerini”, ancak ”hükümetin bu görüşlerine aldırış etmediğini”
söyleyen Baykal, hükümetin, ancak Samsun’da Ahmet Türk’e, Kayseri’de Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanı Taner Yıldız’a yapılan saldırının ardından bu olayı araştırmaya karar verdiğini kaydetti.
Baykal, hükümetin, bu olaylardan sonra, Van’da CHP’ye yapılan saldırı ile ilgili olarak, ”Biz yanlış
değerlendirme yaptık” dediğini ifade ederek, İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin yaptığı inceleme
sonucunda, ”Bu iş organize, AKP’liler bu işin içinde, emniyet yetersiz kaldı” dediğini söyledi.
05 Aralık 2001.
Köksal:Türkiye’de petrol yok
Petrolün Kuzey Irak’ta olduğuna ancak TPAO’nun siyasi anlamda orada olmadığına dikkat çeken PET
Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Güntekin Köksal, ‘TPAO’nun siyasi olarak giremeyeceği yerler varsa
ben girerim. Aldığım sahayı TPAO’ya vereyim’ dedi.
Referans Gazetesi’nin haberine göre, Kuzey Irak dahil 5 sahada yatırımı olan Pet Oil şirketini
bünyesinde bulunduran PET Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Güntekin Köksal, “Türkiye sınırları içinde
petrol yok. Türkiye Petrol Anonim Ortaklığı (TPAO), Türkiye’de petrol arayarak para harcamasın,
yurtdışında petrol üretsin” dedi. TPAO’nun Türkiye’de rantabl olmayan rezervlere yılda 300-400 milyon
dolar harcadığını belirten Köksal, petrol sahaları satın alarak kâr edilebileceğini söyledi. Köksal, “Siyasi
olarak giremeyeceği yerler varsa, ben girerim. Bana 300-500 milyon dolar tahsis etsin, aldığım sahayı
TPAO’ya vereyim” diye konuştu.
23 Nisan’da kendi adına düzenlenen parkın açılışı nedeniyle Turgutreis’te bulunan Güntekin Köksal, 15
yıl TPAO’da çalıştığını söyleyerek “Türkiye’de petrol olduğuna bir tek petrolcü inanmıyor. Bu yüzden bu
konuda ciddi stratejilere sahip bir yönetime kavuşmalıyız” dedi.
Petrolün Kuzey Irak’ta olduğuna ancak TPAO’nun siyasi anlamda orada olmadığına dikkat çeken Köksal,
Türkiye’nin Total’i olacaklarını söyledi. Köksal, Türkiye’nin 600 bin varil petrol ihtiyacı olduğuna ancak
Türkiye’de 35 bin varil petrol üretildiğine dikkat çekerek şöyle konuştu: “Türkiye’deki 1 milyon varillik
petrol için yılda 300-400 milyon dolar para harcayacağına gidip üretim sahası satın alsa daha faydalı
olur. Yılda 300-400 milyon dolar Türkiye içi aramalara gidiyor, üretim sahası satın alınsa daha iyi olur.
Aynı parayı üretim sahasına verse, 100 milyon dolarlık petrol sahası satın alınır. Siyasi nedenlerle
giremiyorsa ben petrol sahası satın alayım, TPAO’ya vereyim. Aldığım yerden milyonlarca varil petrol
getiririm. Fakat çok uğraştım bugüne kadar, veremedim. TPAO’nun siyasi olarak giremediği yere ben
girerim. Bugün 5 petrol sahasında yüzde 20 ortağım. Ben becerdim; sahayı aldım ve ortak buldum.
Sadece taşımayla Türkiye çok ciddi avantaj sağlar. Fransa’nın petrolü yok ama Total’i var. Biz de
Türkiye’nin Total’i olacağız.”
30 sahanın 12′sinde Türkler var
Güntekin Köksal, Pet Oil şirketi ile 4′ü Kuzey Irak’ta, 1′i Yemen’de olmak üzere 5 petrol sahasında
faaliyet gösteriyor. Kuzey Irak’ta kendileriyle birlikte 3 Türk şirketi olduğunu belirten Köksal, Irak’taki
pazarı şöyle anlattı:
“Irak’ta bizim 4, Genel Enerji’nin 6, diğer bir firmanın ise 2 sahası var. Erbil’de Bina Bovi, Süleymaniye’de
Pulkhane, Chia Surkh ve Shakal petrol sahalarında varız. Bizim buradaki sahalarda payımız yüzde 26,
ABD’li ortağımızın payı yüzde 18, yüzde 20′si de Kürt hükümetinin. Kürt hükümeti petrol sahalarının
yüzde 36′sını elinde tutuyor. Bu hisseyi özel bir şirkete verecek. Daha önce bütün masrafları biz
çekiyorduk, şimdi masrafa ortak olacaklar. Bölgedeki 30 projenin 12′sinde Türkler var. ABD’li şirket
sayısı 3. Türkler Kuzey Irak’ta kayırılıyor. Bizden sonra en çok Kanadalı var. Tüm Kuzey Irak’ta toplam
45 milyar varil petrol olduğu düşünülüyor. Bizim sahalarımızdan beklentimiz 1-1.5 milyar varil. 5 sabit
Türk çalışanımız var. 7 yılda 50 milyon dolar yatırdık. 2-3 yıl sonra sonuç almayı bekliyoruz.”
Yemen’deki petrol Türkiye’den geçecek
1993′te Yemen’de gaz bulduklarını ve bunun 2200 varil petrole eşdeğer olduğunu belirten Köksal,
Türkiye’nin gaz üretiminin 35 bin varil olduğunu, Kuzey Irak’ta da 3-8 bin varil beklediklerini kaydetti.
Yemen’deki petrol sahasının 35 kilometre uzağından gaz boru hattı geçtiğini açıklayan Köksal, “Günde
160 bin dolarlık doğalgazın yüzde 34′ü bizim. Yemen’de satış 2-3 yıl sonra. Çıkacak petrolün kime
satılacağı belli değil. Ama Türkiye üzerinden geçecek. Kerkük-Ceyhan hattına bağlanması söz konusu”
dedi. Köksal, birkaç yıl sonra Kanada veya Londra borsalarına açılmayı planladıklarını sözlerine
ekledi.TPAO