Arşiv | SAĞLIK

şırnakta utanç tablosu! antalya da türk doktorlar dünyanın konuştuğu yüz nakli operasyonuna imza atarken, bu gün türkiye nin diğer ucu şırnak tan bir sağlık skandalı haberi geldi.

Şırnak’ta 2 yaşındaki Muhammet Erşek hastanede oda olmaması nedeniyle ambulansın içinde can verdi.

Antalya’da Türk doktorlar dünyanın konuştuğu yüz nakli operasyonuna imza atarken, bugün Türkiye’nin diğer ucu Şırnak’tan bir sağlık skandalı haberi geldi. 2 yaşındaki Muhammet Erşek oda olmadığı gerekçesiyle alınmadığı hastanenin bahçesinde ambulansın içinde can verdi.

Şırnak’ın İdil İlçesi’nde bulaşıcı menenjit hastalığına yakalanan 2 yaşındaki Muhammet Erşek, götürüldüğü Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nde yer yokluğu nedeniyle alınmayınca, hastane bahçesindeki ambulansta can verdi. Oğlu gözleri önünde ölen Abdülselam Erşek, “Bana, ‘başın sağolsun’ diyorlar. Keşke oğlumu hastaneye kabul etseydiler de hastanede ölseydi. Böylece ‘işte oğluma müdahale ettiler ama kurtaramadılar’ diyebilseydim” diye sitemde bulundu.

Sırnak’ın İdil İlçesi’nde mevsimlik işçi olarak çalışan 5 çocuk babası Abdulselam Erşek’in 2 yaşındaki oğlu Muhammet, dün sabah saatlerinde fenalaşınca hemen İdil Devlet Hastanesi’ne götürüldü. Saat 08.58′de hastaneye giriş kaydı yapılan Muhammet’in muayene edilmesi için önünde 47 kişinin sırada olduğun gören baba Erşek, oğlunun durumunun da kötüleşmesi üzerine sıra beklemeden doktorun odasına girdi.

MENENJİT TEŞHİSİ KONULDU
Minik Muhammet’e yapılan muayene ve tahliler saat 11.00′de tamamlandı. Halk arasında menenjit olarak bilinen, Meningokoksemi teşhisi konuldu. Hastalığın bulaşıcı olması ve son safhasında olması üzerine Muhammet Erşek, İdil Devlet Hastanesi acil servisinde bir odaya alındı. Çocuğun yakınlarına da koruyucu maske verildi.

DOKTORUN ÇABALARI
Acil serviste bulunan Dr. İhsan Güler, Şırnak 112 Acil Servis Komuta Merkezi’ni arayarak, Muhammet Erşek ile ilgili durumu bildirdi ve tam teşekküllü bir merkeze nakledilmesi gerektiğini söyledi. İdil Devlet Hastanesi acil servisinde görevli doktor İhsan Güler, Şırnak 112 Acil Servis Komuta Merkezi’nden bir haber gelmemesi üzerine, kendi insiyatifini kullanarak 2 hemşire ile birlikte küçük Muhammet’i hastaneye ait ambulansla Diyarbakır’a götürmeye karar verdi. Kendisinin de refakat ettiği Muhammet, saat 18.30′da Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastanesi’ne götürülmek üzere yola çıkarıldı.

BDP’Lİ HASİP KAPLAN DEVREYE GİRDİ
BDP Grup Başkanvekili ve Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, durumun kendisine iletilmesi üzerine devreye girdi. Kaplan’ın aradığı Şırnak 112 Acil Servis Komuta Merkezi görevlileri, Diyarbakır’a gitmek için yola çıkan Dr. İhsan Güler ile cep telefonu ile bağlantı kurdu. Yapılan görüşmeden sonra Şırnak 112 Acil Servis görevlileri, Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastanesi’ni arayarak, minik Muhammet’in getirildiğini ve hastalığı hakkında bilgi verdi.
Ancak Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastanesi Başhekim Yardımcısı Dr. Halil Bingöl, Şırnak 112 Acil Servis görevlilerine, hastanın izolasyon gerektiren bir odaya alınması gerektiğini belirterek, “2 izolasyon odamız var ikisi de dolu. Hastayı başka bir hastane ya da başka bir şehire yönlendirmeniz gerekir” diye cevap verdi.

HASTANE BAHÇESİNDE AMBULANS İÇİNDE CAN VERDİ
Buna rağmen saat 21.00′de Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastanesi’ne getirilen Muhammet Erşek, hastanenin acil serviste görevli doktoru tarafından ‘yer olmadığı’ gerekçesiyle hastaneye alınmadı. Bir süre sonra da ambulansta bulunan hemşirelerden birinin acil servise gelerek çocuğun fenalaştığını bildirmesi üzerine, acil servis görevlisi doktor minik Muhammet’e müdahale etti. Yapılan kalp masajına rağmen Muhammet Erşek, ambulans içerisinde babasının gözleri önünde can verdi.
Akşam geç saatlerde yine aynı ambulansla İdil’e getirilen küçük Muhammet’in cesedi, burada da 4 saat ambulans içerisinde bekletildi.

BABA: OĞLUM KEŞKE HASTANE İÇERİSİNDE ÖLSEYDİ
Baba Abdülselam Erşek, gözlerinin önünde oğlunun can vermesi üzerine sinir krizi geçirdi. Gözyaşlarına hakim olamayan baba Erşek, “3 erkek, 2 kızım vardı. Şimdi 2 kızım, 2 oğlum kaldı. Bana, ‘başın sağolsun’ diyorlar. Keşke oğlumu hastaneye kabul etseydiler de hastane ölseydi. Böylece işte oğluma müdahale ettiler ama kurtaramadılar diyebilseydim” diye tepki gösterdi.

BDP’Lİ KAPLAN: BU ACI GERÇEKLE NASIL YÜZLEŞİLİR
Muhammet Erşek’in hastaneye götürülmesi sürecinde baba Abdülselam Erşek ve doktorlarla cep telefonu ile sürekli diyalog içinde olan BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan da sosyal paylaşım sitesi twiterdeki sayfasından bu olayı duyurdu. Kaplan şöyle dedi:
“Televizyonlarda yüz nakli ile ilgili canlı yayınlar, madalyonun diğer yüzünde gerçekler. İdil’den acil bir vaka. Çocuk hastaneye kabul edilmiyor. Çok önemli zaman geçiyor. Acilin kapısında ambulansta kalp masajı yapan, çırpınan bir doktor ve telefon ediyor, ‘vekilim hastayı kaybettik.’ Çaresizlik, ilgisizlik, acil kapısında kabul edilmeyerek, orada can veren çocuk, nasıl anlatılır. Bu acı gerçeklerle nasıl yüzleşilir? Göreceğiz.”

SAĞLIK BAKANLIĞI BİLGİ İSTEDİ
Sağlık Bakanlığı olaya ilişkin Şırnak Sağlık Müdürlüğü’nden bilgi istedi. Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, İdil’deki hastanın, doktorun sevk kararı verdiği bir hasta olduğunu ve hastane ambulansı ile götürüldüğünü belirterek, “Ambulansın geç kalması gibi bir durum yok. Olaya bakanlık el koydu ve bilgi istedi. Gerekli bilgileri kendilerine ilettik” dedi.

Haber Kaynağı : internethaber.com
Haber Linki : http://www.internethaber.com/polis-rusvet-iliski–397030h.htm

SAĞLIK0 Yorumlar

Türkiyedeki ilk yüz nakli başarıyla sonuçlandı.Türkiye’de ilk yüz nakli yapılan Uğur Acar uyandı, ilk tepkisi ellerini yumruk yapıp sağ baş parmağını kaldırarak ‘Tamam’ işareti yapmak oldu

Türkiyedeki ilk yüz nakli başarıyla sonuçlandı.Türkiye’de ilk yüz nakli yapılan Uğur Acar uyandı, ilk tepkisi ellerini yumruk yapıp sağ baş parmağını kaldırarak ‘Tamam’ işareti yapmak oldu

Türkiye’de ilk yüz nakli yapılan Uğur Acar uyandı, ilk tepkisi ellerini yumruk yapıp sağ baş parmağını kaldırarak ‘Tamam’ işareti yapmak oldu

Sabahtan başlayan uyandırma çalışmalarında öğle saatlerinde tepkiler vermeye başlayan Acar, saat 13.00 sıralarında tamamen uyandırıldı. Doktorların ameliyatın başarılı geçtiğini ve “Güzel bir yüzün oldu” sözlerinin ardından Acar, ellerini yumruk yapıp sağ baş parmağını havaya kaldırıp ’Tamam’ işareti yaptı. Tepki sırasında odada bulunan operasyonunun mimari Prof. Dr. Ömer Özkan, “Baş parmağını kaldırıp ’Tamam’ işareti yaptı. Bu güzel bir başlangıç” dedi.

Uyandırılan Acar’a yüzünün daha sonra gösterileceği belirtildi.

UĞUR’DAN BİR DE NOT VAR

Prof. Dr. Ömer Özkan, yüz nakli yapılan Uğur Acar’ın, bir kağıda yoğun bakımdan ne zaman çıkacağını soran bir not yazdığını bildirdi.

Prof. Dr. Özkan basın mensuplarına yaptığı açıklamada, nakil yapılan hastaların dünden daha iyi olduklarını ve sabahtan itibaren tepkiler vermeye başladıklarını bildirdi.

Uğur Acar’ın uyandırıldığını hatırlatan Özkan, “Uğur uyandı. Biz kendisine bir sıkıntı ya da ağrısının olup olmadığını sorduk. O da bize olumlu, bir sorun yok anlamında el işareti yaptı” dedi.

Acar’ın bir şeyler yazmaya çalıştığını da anlatan Özkan, “Çok iyi okuyamadık ama ne zaman yoğun bakımdan çıkacağını soran, biran önce çıkmak istediğini belirten bir not yazdı” diye konuştu.

Prof. Dr. Ömer Özkan, Uğur Acar’ı bir süre sonra yoğun bakım ünitesinden çıkarıp, rutin bakımlara almak üzere normal servise çıkaracaklarını söyledi. Gazetecilerin Uğur’a ayna verilip verilmeyeceği sorusuna ise Özkan, “Herkes aynı soruyu soruyor. Aynayı haftaya vermeyi planlıyoruz” diye cevap verdi.

Hastaya psikolojik destek verildiğini ve tedavi süresince de verileceğini anlatan Özkan, Uğur Acar’ın ağabeyi Mustafa Acar ile de bugün görüşeceklerini kaydetti.

Haber Kaynağı:haberturk.com
Haber Linki:http://www.haberturk.com/saglik/haber/708783-ugurdan-mesaj-var

GÜNCEL, GÜNDEM, SAĞLIK0 Yorumlar

yapılan araştırmalarda her on kişiden birisi internete bağımlıdır.bu nedenle çağın hastalığı olan internet bağımlılığı beyinde hasara neden oluyor

İnternetteki Büyük Tehlike
Yapılan bir araştırmaya göre çağın hastalığı internet bağımlılığı, beynin birçok merkezinde hasara yol açıyor.
İnternet bağımlılığının beyinde değişikliğe yol açtığı belirlendi. Çin’de yapılan bir araştırmada, yaşları 14 ve 21 arasında değişen gençlerin beyinleri manyetik rezonans görüntüleme (MRI) yöntemiyle tarandı.
Katılımcılar arasında kontrolsüz internet kullanımı olarak tanımlanan internet bağımlıları da bulunuyordu. İnternet bağımlısı gençlerin beyinlerindeki sinir liflerinden oluşan beyaz maddenin değişime uğradığını belirten araştırmacılar, beynin duygular, dikkat, karar verme ve bilişsel kontrolle ilgili merkezlerini birbirine bağlayan sinir liflerinin bağlantılarının da hasar gördüğünü kaydetti. Benzeri hasar, alkol ve kokain bağımlılarında da görülüyor.

10 KİŞİDEN 1′İ BAĞIMLI
Araştırmacılar, her 10 internet kullanıcısından birinin internete bağımlı hale geldiğini belirledi. “Plus One” adlı dergide yayımlanan araştırma sonuçlarının, bağımlılar için yeni tedavi yöntemlerinin bulunmasına yardımcı olması bekleniyor. Worcesters Üniversitesi araştırmacıları da bir süre önce yaptıkları çalışmada, akıllı telefonların bağımlılığa yol açtığını, çok sayıda kullanıcının “hayali titreşimler” duyduğunu açıklamıştı

Haber Kaynağı: haberler.com
Haber Linki: http://kadin.haberler.com/internetteki-buyuk-tehlike-3292746-haberi/

SAĞLIK, TEKNOLOJİ0 Yorumlar

Dünya’nın Konuştuğu Nakilde Sorun.Dünyada ilk kez aynı anda iki kol ve sağ bacak nakli yapılan 34 yaşındaki Atilla Kavdır, yeniden ameliyata alındı.

Dünya’nın Konuştuğu Nakilde Sorun.Dünyada ilk kez aynı anda iki kol ve sağ bacak nakli yapılan 34 yaşındaki Atilla Kavdır, yeniden ameliyata alındı.

Dünya’nın Konuştuğu Nakilde Sorun

Dünyada ilk kez aynı anda iki kol ve sağ bacak nakli yapılan 34 yaşındaki Atilla Kavdır, yeniden ameliyata alındı.
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde dünyada ilk kez aynı anda iki kol ve sağ bacak nakli yapılan 34 yaşındaki Atilla Kavdır, bu sabaha karşı saat 06.00 sıralarında yeniden ameliyata alındı.

Prof. Dr. Ömer Özkan başkanlığındaki ekip, yakınlarından acil kan talep etti. Donör Ahmet Kaya’nın bacağının Atilla Kavdır’da uyum sorunu yaşadığı, ameliyat ekibinin bu nedenle ikinci kez acil operasyona girdiği kaydedildi.

YÜZ NAKLİYLE AHMET’İN YÜZÜ UĞUR’A HAYAT VERDİ

Türkiye’nin ilk rahim naklini gerçekleştiren Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi bugün gerçekleştirdiği yüz nakli ile Türk tıp tarihinde bir ilke daha imza attı. Uşak’ta tren çarpması sonucu beyin ölümü gerçekleşen ve ailesi tarafından organları bağışlanan 38 yaşındaki Ahmet Kaya’nın yüzü gece 03.30′da başlayan ameliyat ile 19 yaşındaki mermer işçisi Uğur Acar’a nakledildi. 12.30 itibariyle sona eren operasyonun ardından yüz nakli yapılan Uğur Acar, hastanenin yoğun bakım ünitesinde kendisi için hazırlanan özel bölüme alındı.

Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Prof.Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü’nde, Uşak’ta tren çarpması sonucu beyin ölümü gerçekleşen ve ailesi tarafından organları bağışlanan 39 yaşındaki Ahmet Kaya’nın kolları ile sağ bacağının da Atilla Kavdır’a nakledilmesi ameliyatı 11 saat sürerek, saat 14.30′da tamamlandı.

Yüz nakli yapılan Uğur Acar’ın ardından kol ve bacak nakli yapılan Kavdır da yoğun bakım ünitesinde hazırlanan özel odaya alındı. AÜ Rektörü Prof. Dr. İsrafil Kurtcephe ile operasyonun başkanlığını yapan AÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi ve Estetik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan’ın saat 15.00 sıralarında nakillerle ilgili basın toplantısı düzenlemesi bekleniyor. Diğer yandan Ahmet Kaya’nın kadavrasından alınan yüzün yerine silikon ve özel maddeden aslıyla birebir örtüşen maske yapılıp kadavrasının ailesine aynı şekilde teslim edileceği belirtildi.

Haber Kaynağı:haberkamu.com
Haber Linki:http://www.haberkamu.com/haber/20120122/Dunyanin-Konustugu-Nakilde-Sorun.html

GÜNCEL, GÜNDEM, SAĞLIK0 Yorumlar

boğaziçi üniversitesi türkiye’nin genom haritasını çıkarttı.

BOÜN Türkiye’nin genom haritasını çıkardı
Genom araştırmasına göre Türkiye’de yaşayanlar için Türk ırkından demek mümkün değil. Aslında, ‘Hepimiz Afrikalıyız.’

Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü araştırmacılarının önderliğinde, Türkiyeli araştırmacılar tarafından gerçekleştirilen genom dizileme ve biyoenformatik analizlerini içeren araştırmanın ilk aşaması dün kamuoyuna açıklandı.

17 farklı şehirden 17 kişinin genom dizilimlerinin incelendiği, 340 bin liralık bütçeyle gerçekleştirilen çalışmayı, araştırma ekibi Taraf’a anlattı.

DNA ÇEŞİTLİLİĞİMİZ AVRUPA’DAN FAZLA
Ekibin liderlerinden Dr. Cemalettin Bekpen araştırmanın temel amacının “Sağlıklı bireylerden Türkiye’de sıklıkla dağılım gösteren genetik DNA çeşitlilik haritasını çıkartmak” olduğunu söyledi. Araştırmada Türkiye coğrafyasında yaşayan insanların DNA diziliminde, başka coğrafyalarda yaşayanlara göre bazı farklılıklar tesbit ettiklerini belirten Bekpen ayrıca Türkiye’nin kendi içindeki DNA çeşitliliğinin Avrupa’dakinden daha fazla olduğunu ifade etti.

Türk deyip evlenmişiz

Tuğba Tekerek’in haberine göre Bekpen, Türk ‘ırk’ıyla ilgili olarak ise “Bundan söz etmek mümkün değil. Yok böyle bir şey” şeklinde konuştu. Araştırmanın sunumunda da “İnsanlar ve toplumlar arasındaki genetik farklılıkları en iyi açıklayan değişken ırk, dil, etnik köken, ten rengi değil, coğrafi konum” vurgusu yapılırken, Harvard Üniversitesi’nden Ömer Gökçümen coğrafi konumun neden etkili olduğuna dair şunları söyledi: “Fransız ırkından bahsedemediğimiz gibi Türk ırkından da bahsedemeyiz. Ama şunu söyleyebiliriz.
Belirli bir süredir, 100 yıldır, 200 yıldır insanlar kendini Türk bilmiş ve o yüzden Türklerle evlenmiş, birbiriyle evlenmiş olmalarından dolayı bir benzeşme var. Ve bu tamamen aynı coğrafyada yaşamakla ilgili.”Gökçümen sözlerini “Keşke size ‘yüzde 20 Avrupalı, yüzde 5 Afrikalısınız’ diyebilsem. Ama bu mümkün değil. Bir kere hepimiz Afrikalıyız. Genetik çeşitliliğin yüzde 90′ı Afrika’da, tüm Avrasya halkaları ondan oluşmuş, biz onun minik bir koluyuz. Avrasya içinde de en fazla çeşitlilik Ortadoğu’da var. Çeşitlilik, Ortadoğu’dan, doğuya ve batıya doğru azalarak gidiyor. İsveç’e, İzlanda’ya giderseniz genetik çeşitlilik çok çok az” şeklinde sürdürdü.

ANKARA’DA NE KADAR FARKLIYSA DİYARBAKIR’DA DA O KADAR FARKLI
Araştırmaya göre Türkiye’de tesbit edilen DNA diziliminde bazı harflerin frekansları başka coğrafyalara göre daha sık. Bu, Türkiyelilerin genetik olarak farklılarını ortaya koyuyor. Öte yandan, bir geçiş noktası olan Türkiye’de hem farklı grupların birbirine karışmış olması hem de insanların yaşadığı eski bir coğrafya olması nedeniyle DNA dizilimi çeşitliliği Avrupa’ya göre daha fazla. Ancak farklı DNA dizilimleri ülke sathında yayılmış durumda. Ekipten Pınar Kavak ise “Ülke içinde doğu illeriyle batı illeri arasında genetik kümelenme yok” diyor. Verilen bilgilere göre, İstanbul’un genetik dizilimi Ankara’dan ne kadar farklıysa, Diyarbakır’dan da o kadar farklı” şeklinde konuşuyor.

Gene göre diyet
Türkiye’de alanında bir ilk olan bu çalışma ilerde tıpta yapılacak araştırmalara bir zemin oluşturmayı hedefliyor. Belirli DNA dizilimleri bazı hastalıklara yatkınlığı artırırken, bunların tesbiti önceden müdahaleyi de mümkün kılacak. Doç. Dr. Nesrin Özören “Bu araştırmayla, ‘şu dizilim şu diyete göre kalp krizine neden olabilir, kansere götürebilir’ gibi daha geniş çaplı çalışmaların temelini atıyoruz. Kendi kitabımızdaki harflerimizi iyi anlarsak, ona göre daha iyi spor yapmasını, daha fazla meyve yemesini önereceğiz. Diyelim ki kalp krizi yatkınlığı gen imzası taşıyor birisi. Bunu önceden bilmiş ve tedbirini almış olacak.”

Ömer Gökçümen genom araştırmalarının fiyatının hızla düştüğünü, kişisel olarak 10 bin dolara yaptırılabildiğini belirterek şunları söylüyor: “Genom araştırmaları 2000′de ilk başladığından bugüne, maliyeti 1 milyon kat düştü ve bu devam edecek. İlerde hastanelere kanınızı verdiğinizde, dizilim tesbit edilip, şu hastalıklara dikkat etmeniz gerekir denecek.”

DNA kimyasal bir ipliktir
Harvard Üniverstitesi’nde kıdemli araştırmacı Ömer Gökçümen, DNA’nın A, T, C ve G diye adlandırılan yapıtaşlarının 3 milyar kez farklı şekillerde dizilmesiyle oluşan bir kimyasal iplik olduğunu, genomun aslında bu kimyasal iplik olduğunu söylüyor. Örnek vermek gerekirse bir kişinin DNA dizilimindeki üç bininci sıradaki yapıtaşı G’yken diğerinde T olması genom farklılığını ifade ediyor. DNA dizilimi dünyadaki tüm insanlarda yüzde 99.9 oranında benziyor, binde birlik değişimler ise genom çeşitliliğini oluşturuyor. Bu farklılıklar da ten renginden, belli hastalıklara yatkınlığa kadar çeşitli konularda insanların birirbirinden farklı olmasına neden oluyor.

Haber Kaynağı: ensonhaber.com
Haber Linki: http://www.ensonhaber.com/boun-turkiyenin-genom-haritasini-cikardi-2012-01-22.html

GÜNCEL, SAĞLIK, TÜRKİYE0 Yorumlar

türkiyede bir ilk! türkiyenin ilk yüz nakli ameliyatının başarıyla tamamlandığı bildirildi. sadece türkiyede değil bütün dünyada ilgiyle izlenen yüz nakli gerçekleşti.

Türkiye’nin ilk yüz nakli ameliyatının başarıyla tamamlandığı bildirildi.

İŞTE TÜRKİYE’NİN İLK NAKİL YÜZÜ
Sadece Türkiye’de değil bütün dünyada ilgiyle izlenen yüz nakli gerçekleşti. İşte intihar eden Ahmet Kaya’nın Uğur Uçar’a takılan yüzü ve ameliyattan sonra Uğur Uçar’ın nakil gerçekleşmiş haldeki yüzünü gösteren inanılmaz görüntüler…

Türkiye’nin ilk rahim naklini gerçekleştiren Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi gerçekleştirdiği yüz nakli ile Türk tıp tarihinde bir ilke daha imza attı.
Uşak’ta tren çarpması sonucu beyin ölümü gerçekleşen ve ailesi tarafından organları bağışlanan 38 yaşındaki Ahmet Kaya’nın yüzü gece 03.30′da başlayan ameliyat ile 19 yaşındaki mermer işçisi Uğur Acar’a nakledildi. 12.30 itibariyle sona eren operasyonun ardından yüz nakli yapılan Uğur Acar, hastanenin yoğun bakım ünitesinde kendisi için hazırlanan özel bölüme alınacak.

Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Prof.Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü’nde, Uşak’ta tren çarpması sonucu beyin ölümü gerçekleşen ve ailesi tarafından organları bağışlanan 39 yaşındaki Ahmet Kaya’nın kolları ile sağ bacağı Atilla Kavdır’a, yüzü ise Türkiye’de ilk defa yapılacak ameliyatla Uğur Acar’a nakledilmesine ilişkin ameliyat saat 12.30 itibariyle yaklaşık 9 saatte tamamlandı. Yüz naklinin tamamlanmak üzere olduğu ve 1 saat içerisinde hastanın yoğun bakım ünitesinde hazırlanan odaya alınacağı, kol ve bacak nakli ameliyatının ise devam ettiği belirtildi.

AÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Doç.Dr. Abdullah Erdoğan, yüz naklinin son rötuşlarının yapıldığını ve hasta ile doktorlar henüz ameliyathaneden çıkmadıkları için naklin tamamlandığının söylenemeyeceğini açıkladı.

Uşak’ta 13 gün önce trenin altına atlayarak intihar girişiminde bulunup ağır yaralanan tekstil işçisi, 6 çocuk babası Ahmet Kaya’nın beyin ölümü gerçekleşti. Doktorlarıyla görüşen ailesi, Kaya’nın tüm organlarını bağışlama kararı verdi. Bunun üzerine Antalya’dan yola çıkan Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi ve Estetik Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof.Dr. Ömer Özkan başkanlığındaki özel ekip, Sağlık Bakanlığı tarafından görevlendirilen uçakla Uşak’a ulaştı. Uşak Devlet Hastanesi’nde yaklaşık 6 saat süren operasyonla vericiden alınan iki kol, sağ bacak ve yüz, kısa sürede Uşak Havaalanı’na getirildi. Kaya’nın operasyon sırasında kalbinin durması üzerine iç organları işlevini yitirdi, kadavradan alınan göz korneaları ise, nakil için özel ambulans ile Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne gönderildi.

Organları nakletmek için Antalya’dan giden Sağlık Bakanlığı’na ait Hava Ambulans Uçağı’nın Uşak Havaalanı’ndaki beklemesi sırasında aşırı soğuk nedeniyle kanatlarında buzlanma meydana geldi. Bunun üzerine havaalanındaki teknik personel tarafından uçağın kanatları alkolle yıkanarak uçuşa hazır hale getirildi. Sorunun giderilmesinin ardından ambulans uçak saat 02.00′da Uşak’tan Antalya’ya gelmek üzere havalandı. Uşak’tan havalandıktan 45 dakika sonra Antalya Havalimanı’na inen uçaktaki uzman ekip, kendilerini bekleyen minibüslerle Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne geçti.

“AHMET GÜN YÜZÜ GÖRMEDİ”
Uşak’ta trenin altına atlayarak intihar girişiminde bulunan işçi Ahmet Kaya’nın beyin ölümünün gerçekleşmesi ve doktorlarıyla görüşen ailenin Kaya’nın tüm organlarını bağışlama karar ardından yengesi Fatma Kaya, cenaze işlemleri için Antalya’daki hastaneye geldi. Oldukça üzüntülü görünen ve gözyaşlarını tutmakta zorlanan yenge Fatma Kaya, “Ahmet çok iyi biriydi. Gün yüzü görmedi” dedi. İlk eşinden 6 çocuğu olduğunu ve 5 ay önce yaptığı ikinci evliliğinin yolunda gitmediğini anlatan Yenge Kaya, “Ahmet bu bağışlarla yaşayacak. İnşallah nakil olanlar gün yüzü görürler” die konuştu.

Ahmet Kaya’nın organlarının bağışlanmasına ablası Fadime Kaya’nın öncülük ettiğini ve yüzü dahil olmak üzere hiçbir organını vermekte tereddüt etmediklerini kaydeden yenge Kaya, “Ablası Fadime Kaya, doktorlarla görüştükten sonra organlarının bağışlanmasını ailecek değerlendirdik ve bağışlamaya karar verdik” dedi.
Fatma Kaya, tüm organları bağışlamalarına rağmen organlarının alınması sırasında kalbi durduğu için iç organlarının alınamadığını söyledi.

30 HASTA BAŞVURDU
Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof.Dr. Ömer Özkan, yüz nakli için 3 aday belirlediklerini söylemişti. Dünyada kadavradan ilk rahim naklinin yanı sıra, Türkiye’de ilk çift kol naklini yapan ekibin başında yer alan Prof. Dr. Ömer Özkan, “Yüz nakli için çok sayıda hasta başvurdu. 30′dan fazla. Çoğu gerçekçi başvurmuyor. ‘Yüzümü beğenmiyorum, değiştirsenize’ diyor. Bizim önceliğimiz yanık, kaza ve ateşli silah yaralanmasıydı. Biz bunu 3′le kısıtladık. Elimizde farklı kan ve doku gruplarından 3 hasta tespit ettik ve onlarla temastaydık” dedi.
Prof. Dr. Özkan, kol ve bacak naklinin 18, yüz naklinin ise 14 yaşından itibaren yapılabildiğini kaydetti.

3 ADAY ARASINDAN SEÇİLDİ
Yüz nakli için Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde; henüz 40 günlükken beşiğinde uyuduğu sırada evlerinde çıkan yangında alev alan battaniyenin üzerine düşmesi sonucu yüzünün yüzde 90′ını yanan Manavgatlı mermer işçisi 19 yaşındaki Uğur Acar’ın yanı sıra tandıra düşme nedeniyle yüzü tamamen yanan, saçı ve göz kapakları olmayan, bu nedenle de okula gidemeyen 15 yaşındaki Leyla Demirci ile eşinden gördüğü şiddet nedeniyle girdiği bunalım sonucu 18 yıl önce kendisini boğazından av tüfeğiyle vurarak intihar girişiminde bulunan ve yüzünde tahribat oluşan Zonguldaklı 49 yaşındaki Sezgin Ergen aday olarak hazırlanmıştı.

Haber Kaynağı: internethaber.com
Haber Linki: http://www.internethaber.com/turkiye-yuz-nakli-ilk–396621h.htm

SAĞLIK0 Yorumlar

çok okumanın faydaları okumak beynin yapısını geliştiriyor okuma eylemi beyinde doğal olmayan gelişmelerede sebep verebilir tabi ki olumlu yönde

Okuma, beynin yapısını olumlu etkiliyor

Toplumsal ve kültürel temelleri çalışıla gelen, akıl/düşünme/kavrama gücü, duygu dünyası, sorgulayıcı kişilik, bireylik, eğitim başarısı, dil gelişimi, iletişim becerileri alanlarında birey ve topluma yönelik işlevsel katkıları kabul edilen okuma eyleminin, insan beyni tarafından gerçekleştirilen çok değişkenli karmaşık bir zihinsel süreç olduğu bilinmektedir.

Prof. Dr. Bülent Yılmaz

Bilim Teknik- Hatta, bu eylemin beynin “doğal olmayan” olağanüstü başarılarından birisi olduğu sıklıkla dile getirilir. Bu sürecin bilinmeyen yeni ayrıntıları ortaya çıkıyor. Özellikle, yeni nörobiyolojik yaklaşım, bulgu ve yorumlar, okuma olgusunu farklı boyutlarıyla ve daha fazla ciddiye almamızı gerektirmektedir.

Karaçay’ın (2011) bir çalışması bu konuda çok ilginç gelişmeleri özetler niteliktedir. Buna göre, okumaya ilişkin nörolojik/fizyolojik süreç şöyle işliyor:

Okuma, gözlerin yazılı kelimeleri algılamasıyla başlar. Satırları okurken gözlerimiz sayfayı soldan sağa, spazmodik hareket adını verdiğimiz ve saniyede dört beş defa tekrarlanan çok kısa süreli duraksamalarla tarar. Sözcüklerden yansıyan fotonlar retinaya ulaştığında beyaz kâğıt ve üzerindeki siyah harflere ait bilgi retinadaki nöronlar tarafından tüm şekli ile değil, sayısız parçalara ayrılmış bilgi olarak algılanır ve beynin görme merkezine ulaştırılır. Görme merkezimiz bu bilgileri tekrar bir araya getirir. Bu aşamada bir yandan beynimiz harfleri sese dönüştürürken (fonolojik yol) diğer yandan okunan sözcüklerin ne olduğunu, dağarcığımızdaki sözlüğe başvurarak belirler (leksikal yol). Sonuçta harfler hem belli bir sesi hem de belli bir anlamı olan sözcükler olarak algılanır.

Beyinde iki ayrı bölge

İlginç olan bir diğer nokta, okuma ve yazma işlevlerinin birbirine bağımlı olarak gerçekleşmesine karşın, beyinde bu eylemlerden sorumlu iki ayrı bölgenin bulunmasıdır. Örneğin, “okuma güçlüğü” olarak adlandırılan “aleksi” hastalarının bir bölümü, okuma yeteneğini kaybeder ama yazmada sorun yaşamayabilir. Gerek aleksi gerekse “öğrenme güçlüğü” anlamına gelen “disleksi” üzerine araştırmalar, okumanın nörobiyolojisi hakkında yeni bulgular sundu.

Beyinde rakamlarla harfleri tanımaktan sorumlu bir bölge olduğu, beynin farklı bölgeleri arasında iletişimi sağlayan, beyaz madde adı verilen ve liflerden oluşan yapının bulunduğu, örneğin, görsel bilgiyi “görsel harf merkezine” taşıyan liflerin görülebildiği, “okuma bölgesi”nin, angular gyrus adı verilen ve serebral kortekste, sol paryetal lobun tabanında yer alan bölge olduğu belirtiliyor. Sözü edilen liflerde bir kopukluk olduğunda, okunan yazıya ait görsel bilgi harf merkezine ulaşamıyor, böylece okuma da mümkün olamıyor. Aynı bilgi başka bir kanaldan ulaşınca (el ayasına dokunularak yazılan harfler) okuma gerçekleşmekte. (Karaçay 2011).

Okumaya ilişkin nörobiyolojik süreçlerin anlaşılmasında son yıllarda MR gibi görüntüleme teknolojilerinde gerçekleşen gelişmelerin de büyük payı var. Kişilerin değişik işlevleri yerine getirirken gerçekleşen beyin etkinliklerinin gerçek zamanlı fotoğraflarını çekmek artık olanaklı. Yine, Karaçay’ın aktardığına göre, beyinde harflerin, sözcüklerin ve rakamların görsel algılanması konusundaki çalışmaları ile bilinen ve Reading in the Brain (Beyinde Okuma) adlı kitabın yazarı Fransız bilim insanı Stanislav Dehaene ve çalışma grubu, aleksi hastaları üzerinde böyle bir çalışma gerçekleştirmişler.

Beynin harf kutusu

Bu çerçevede, önce aleksi hastalarının beyin görüntülerini fMRI ile belirleyip farklı hastaların beyin görüntülerini bilgisayar ortamında üç boyutlu olarak karşılaştırıp ortak bölgeleri buldular. Daha sonra bu görüntüleri beyinlerinin benzer bölgelerinde lezyon olan, ama aleksi olamayan hastaların beyin görüntüleri ile karşılaştırdılar. İki görüntü arasında ortak olmayan bölge, aleksiden sorumlu bölge olmalıydı. Bu çalışmanın sonunda aleksi hastalarının hepsinin beyinlerindeki etkilenen bölgenin aynı yer olduğu ortaya çıktı.

Dahaena, ekibinin elde ettiği sonuçlara dayanarak görsel harf merkezini beynin harf kutusu olarak adlandırmaya başladı. Harf kutusu sol oksipito-temporal bölgede yer alıyordu. Okuma dili ister İngilizce, ister Fransızca, ister Çince olsun, harf kutusunun yeri hep aynıydı.

Okuma işleminde harflerin algılanması işin sadece başlangıcıdır. Okumanın gerçekleşmesi çok daha karmaşık bir işlemdir. Dahaena ve grubu okuma işlemini şöyle açıklıyor: Beynin sol oksipito-temporal bölgesinde bulunan harf kutusu, harflerin ve sözcüklerin görsel şekillerini algılıyor. Harf kutusu bu bilgiyi sol yarıkürede bulunan ve sözcük anlamını, ses motiflerini, harflerin seslendirilişini kodlayan çok sayıda değişik bölgeye iletiyor. Dolayısıyla işitme ve konuşma bölgeleri ile doğrudan bağlantılar söz konusu oluyor. Sözcüklerde yüklü anlamların algılanması ve yorumlanması, beynin hafıza ve duygu gibi işlevlerinden sorumlu bölgelerinin katılımını da gerektiriyor. Bu bölgeler arasındaki karşılıklı bilgi akışıyla sadece insan türüne ait bu olağanüstü beceri gerçekleşiyor.

Az okuma- çok okuma

Okumanın nörobiyolojisine ilişkin araştırmaların yoğunlaştığı konulardan birisi de, okuma eyleminin beynin fizyolojisi üzerine etkileridir. Okuyan-okumayan ya da az okuyan-çok okuyan kişilerin beyin yapıları ve zihinsel kapasiteleri arasında bir farklılık olup olmadığı, bu bağlamda araştırılan konular arasında.

Pittsburg’daki Carnegie Mellon Üniversitesi Bilişsel Beyin Görüntüleme Merkezi araştırmacılarından Marcel Just ve Timothy Keller, 8-12 yaşları arasındaki çocuklarda okumanın beyin üzerindeki etkilerini araştırdı.

Bir grup, okuma problemi olan çocuklardan oluşuyordu. Kontrol grubunda ise normal düzeyde okuyabilen çocuklar yer almaktaydı. Araştırmacılar özel bir Manyetik Rezonans Görüntüleme tekniği kullanarak bu çocukların beyinlerini inceledi. Bu teknikle çocukların beyinlerindeki “beyaz madde” adını verdiğimiz, bir bakıma şehirlerarası yollar gibi beynin değişik bölgeleri arasında bilgi akışı sağlayan bölgelere baktılar.

Çalışma, okuması zayıf olan çocukların beyinlerinin beyaz maddesinin yapısal kalitesinin, normal okuyan çocuklarınkine kıyasla daha düşük olduğunu ortaya koydu.

Just ve Keller çalışmanın devamında, okuması zayıf olan çocuklara bir sonraki ders yılında 100 saatlik özel bir program uyguladı. Bu programda öğrenciler belli sözcük ve cümleleri defalarca tekrar edip okumalarını ilerletti. Programın bitiminde çocukların beyin görüntüleri yeniden alındığında, sadece okuma yeteneklerinin değil, beyin dokularının da değiştiği ortaya çıktı.

Yoğun program, bu çocukların beyinlerinin beyaz maddesinde iyileşmeye neden olmuştu, meydana gelen değişiklik önemli düzeydeydi. Daha da önemlisi iyileşme miktarı ile okumadaki ilerleme arasında bire bir bağlantı olmasıydı. Beyinlerinde daha fazla iyileşme olan çocukların, okumalarında da daha fazla iyileşme gözlenmişti.

Böylece okumanın beyinde sadece gri maddeyi değil, sinirler arası bağlantılar olan beyaz maddeyi de etkilediği ortaya çıktı. Yani, okuma, beyinde yapısal değişikliklere neden olmuştu. (Karaçay 2011). Aynı araştırmaya dayanarak, okuma becerisinin sonucu olarak çocuğun zihinsel olarak geliştiği, kendini bilme ve kendini denetleme gibi üst düzey zihinsel etkinliklerinin arttığı belirtilmektedir.

Okuma beyni olumlu değiştiriyor

Okumayı çok üst düzeyde bir öğrenme işlemi olarak tanımlayan Kerr ve arkadaşlarının (2004), “Okuma uygulamalarının okuma verimliliği ve beyin işlevi üzerine etkileri” konulu araştırmalarında, okumanın kısa ve uzun dönemli etkilerini açıklarken, sözcük okuma ile yüklem üretme arasında beyinde görülen işlevsel anatomik farklılıkların yeni bir bakış açısı geliştirebileceğinden söz etmekteler.

Yine, Shaywitz ve arkadaşlarının (2002) gerçekleştirdiği bir başka araştırmada, okuma becerisi ile beynin sol occipitotemporal bölgesindeki önemli eylemlilik (aktivasyon) arasında olumlu bir ilişkinin olduğu ortaya çıktı.

Bu konuda bir başka araştırma ise Dembt, Boynton ve Heeger’e (1997) ait. Onlar, yaptıkları araştırmada, okuma oranlarındaki kişisel farklılıklar ile beyin eylemliliği arasında anlamlı düzeyde ilişki buldu. Bilişsel süreçlerin okuma eylemi ile ilgili olduğu, özellikle dikkati sağlayan beyinsel mekanizmalardaki bozulmaların okuma güçlüklerinde nedensel bir rol oynadığı da, araştırmaların diğer bulgusudur. (Shaywitz ve Shaywitz 2008).

Okuma güçlüklerinin nörobiyolojik nedenleri üzerine yapılan bir başka araştırmada da benzer sonuçlara ulaşıldı. Stein (2002)’a göre, okuma yazma ile ilgili sorunlar, iyi ve kötü okuyucuların beyinleri arasındaki duyusal işlem süreçlerinde görülen ciddi boyutlardaki farklılıklardan kaynaklanıyor. Araştırmada, zayıf okuyucularla iyi okuyucular arasında duyusal, motor ve bilişsel yönlerden bütünsel nitelikli farklılıklar olduğu not edildi.

Okuma kültürü, “bireyin okuma eylemi ile ilişkisinin düzeyi ve niteliği” anlamına gelir. Son yıllarda yapılan araştırmalar ile ortaya çıkan ve “güçlü okuma kültürünün beyinde olumlu yapısal değişikliklere neden olduğu” sonucu hem bireysel hem de toplumsal düzeyde dikkate alınması gereken bir önceliğe işaret etmektedir. Beyinlerimizdeki “beyaz maddeyi” okuma yoluyla artırmak, yaşadığımız siyahlıkları azaltacaktır!

Kaynakça
Demb†, Jonathan B., Boynton, Geoffrey M. ve David J. Heeger (1997) “Brain activity in visual cortex predicts
individual differences in reading performance”, PNAS November 25, 94( 24): 13363-13366.
Karaçay, Bahri. (2011). “Okuyan Beyin” Bilim ve Teknik, Eylül 2011. 20-26.
Kerr, Deborah L. ve başkaları (2004) “Effect of practice on reading performance and brain function”, Neuroreport 22 Mart 2004, 15(14): 607-610.

Shaywitz, Bennett A. ve başkaları (2002) “Disruption of posterior brain systems for reading in children with developmental dyslexia”, Biological Psychiatry, 15 T 2002, 52(2):101-110

Shaywitz, S. A. ve Shaywitz B. A. (2008). “Paying attention to reading: The neurobiology of reading and dyslexia”, Development and Psychopathology 20 (2008), 1329–1349

Stein, John. (2002). “The Neurobiology of reading difficulties”, Neuropsychology and Cognition, 20, Section IV: 199-211
Prof. Dr. Bülent Yılmaz, Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü öğretim üyesi. byilmaz@hacettepe.edu.tr

Haber kaynağı : Cumhuriyet
Haber Linki : http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=309308

SAĞLIK0 Yorumlar

Kış aylarında sık sık rastlanan gribin düşmanları. gripten korunmanız için sizlere 6 hayati ipucu

Kış aylarında sık sık rastlanan gribin düşmanları. gripten korunmanız için sizlere 6 hayati ipucu

Kış aylarında sık sık rastlanan gripten korunmanız için hayati 6 ipucu

Her zaman, herkesten ve her yerden hastalık kapmak mümkün olsa da aslında gripten korunmanın da birkaç yolu var. İşte gripten korunmanın ipuçları…

Havalar soğuk. Her sene olduğu gibi gündemin ilk maddesi yine grip salgını. Yanında hapşıran veya öksüren biri olan herkesin kafasında “Bana da bulaşacak mı acaba?” sorusu var. Her zaman, her yerden ve herkesten hastalık kapmak mümkün olsa da aslında gripten korunmanın da birkaç yolu var. İşte gripten korunmanın ipuçları…

Elleri sık sık yıkayın

Soğuk algınlığı ve gripten korunmanın en iyi yolu, elleri sık sık ve iyice yıkamaktır. Parmak aralarını, avuçları ve ellerin üstünü en az 20 saniye iyice yıkamak mikropların yok edilmesinde büyük rol oynuyor.

Az uyku, zinde vücut sağlamıyor

Günde 7 saatten az uyuyanlar, 8 saat ve daha fazla uyuyanlara göre üç kat daha fazla grip riski taşıyorlar. Bedenimiz, uyku eksiliği çektiğinde bol miktarda sitokin üretiyor ve bu sitokin proteini, grip olunduğunda hastalık semptomlarını artırıcı özelliği sahip.

İçkiyi abartma

Alkol, vücuda girdikten sonra 24 saat boyunca akyuvarların virüslere karşı mücadele etme özelliğini bozuyor. Bu soğuk kışta, günde bir kadeh içkiyi geçmemek en iyisi.

C Vitamini mi?

C Vitamininin grip ve soğuk algınlığına iyi geldiğine dair herhangi bir kanıt bulunamadı ve bu teori bir efsane olarak kaldı. Çok sayıda araştırma, C Vitamini almanın gribi engellemediğini gösterdiği gibi, hasta olanların kullandığı C vitaminlerinin de iyileşmeyi hızlandırmadığını gösterdi.

Nemli hava daha yararlı

Nemli hava grip virüsleri için iyi değil. Kuru havalar, virüslerin havada kalmasını kolaylaştırıyor. Nemli havalar ise virüslerin ağırlaşmasını sağlayarak yere daha çabuk düşmesine neden oluyor. Bir hava nemlendiricisi alarak, bulunduğunuz odanın nem oranını yüzde 50 civarında tutmaya çalışın.

Parlak renkli besinler antioksidan kaynağı

Parlak renkli sebze ve meyvelerde bulunan antioksidanlar, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde oldukça etkili. Unutmayın, renkleri ne kadar canlı ise, antioksidan değeri o kadar yüksektir.

Haber Kaynağı:haberturk.com
Haber Linki:http://www.haberturk.com/saglik/haber/707514-gripten-korunmaniz-icin-hayati-6-ipucu

SAĞLIK0 Yorumlar

african mango amerikada bir çok ünlünün kullandığı bitkisel zayıflama formülü olarak biliniyor.bu bitkisel zayıflama kapsülü prof. dr. mehmet öz tarafından önerilmektedir.

African Mango
African Mango Amerika’da bir çok ünlünün kullandığı bitkisel zayıflama formülü olarak biliniyor. African mango şu anda avrupa’da en çok satılan bitkisel zayıflama kapsülleri sıralamasında ilk sırada yer alıyor. Bu bitkisel zayıflama kapsülü Prof. Dr. Mehmet ÖZ tarafından önerilmektedir. Prof. Dr. Mehmet Öz Amerika’da bir çok üniversitede bu konu ile ilgili bir çok konferans vermiş ve African Mango’dan övgüyle bahsetmiştir.

■Lifli özelliği ile gün boyu tokluk hissi yaşamanıza,
■Antioksidan özelliği ile vücutta biriken toksinlerin atılmasına,
■Metabolizmanızın hızlanmasını sağlayarak dolaşım ve sindirim sisteminizin düzenlenmesine,
■Yağ yakıcı özelliği ile yağlarınızı yakarak sağlıklı kilo kaybına,
■İçerisindeki B, C ve A vitamini özleri ile zayıflamaya,
Bünyesinde yüksek oranda barındırdığı Beta Karoten ile zayıflamaya olduğu sağlıklı saç ve cilde kavuşmanızı sağlayan doğal bir gıda takviyesidir.

Amerika’da bir çok ünlünün kullanarak kilo verdiği African Mango sağlıklı ve kalıcı olarak zayıflamak, rahat bir nefes alarak kilo vermek isteyenlere sunuluyor…African Mango, bünyasinde ağırlıklı olarak C, A ve B vitaminleriiçermekte ve bu vitaminlerin yanı sıra içerisinde yüksek oranda Beta Karoten’de içermektedir.
African Mango Hapı Amerika’da bir çok ünlü starın kullandığı bitkisel zayıflama formülüdür African mango şu anda Amerikada ve Avrupa’da en çok rehabet gören bitkisel zayıflama formülleri arasında ilk sırada yer almaktadır.
Bu bitkisel zayıflama kapsülünü Prof. Dr. Mehmet ÖZ de önermektedir. Prof. Dr. Mehmet Öz Amerika’da bir çok üniversitede bu konu ile ilgili bir çok konferans yapmış ve African Mango ile zayıflama formülünü övgüyle anlatmıştır.

African Mango Hapı, zayıflatma özelliği yanı sıra saç ve cilt bakımı İçinde da faydalı bir formüldür. Bu ürün ile saç diplerinizde bulunan sorunlar, içerdiğindeki vitaminler sayesinde çözülecek ve bu sorununuza Kökten çözüm sağlayacaksınız.

Haber Kaynağı :Sondakika.com
Haber Linki : http://africanmangosatisi.org/

SAĞLIK0 Yorumlar

sütte siroz tehlikesi var mı sütte antibiyotik kalıntısı gıda, tarım ve hayvancılık bakanı Mehdi Eker, ‘sütte kanser ve siroz tehlikesi’ başlıklı haberle ilgili açıklama yaptı.

Sütte Kanser Riski Var Mı?
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, ‘Sütte kanser ve siroz tehlikesi’ başlıklı haberle ilgili açıklama yaptı.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, bir soru önergesine verdiği cevaptan alıntı yapılarak ‘sütte kanser ve siroz tehlikesi’ başlıklı haber yapılmasına tepki göstererek, “Sayfalarca soru cevap var; bunun içerisinden ‘bulunabiliyor’ kelimesini çıkarıp manşete taşıyıp, ‘Sütte kanser paniği, alfatoksin paniği, kanserojen paniği’ diye bunu manşete taşımak inanın tek kelimeyle insafsızlıktır” dedi.

Bakan Eker, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı arasındaki ‘Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Protokolü’ imza töreninde gazetecilerin sorularını cevaplandırdı. Eker, sütte kanser ve siroza yol açan antibiyotik kalıntıları olduğuna ilişkin haberlerin hatırlatılması üzerine, “Bu çok insafsızca bir şey. Bugün bir gazetece gördüm, çok üzüldüm. Gerçekten insafsızca bir şey. Çünkü antibiyotik kalıntısı; tabi hayvanlar hastalandığında tedavi ediliyor ve çok çok nadir durumlarda içinde hala antibiyotik olan sütleri işlenebiliyor. Bu, binde bir bile değil. Yani bin tane örneğin içinde bir tane bile değil. Ama bu dünyanın hiçbir yerinde yüzde yüz mutlak sıfır değerine zaten sahip değil” dedi.

Kendisine yöneltilen bir soru önergesine verdiği yanıtta ‘Zaman zaman rastlanabiliyor’ yanıtını verdiğini belirten Eker, “Ama bu ‘piyasadaki sütler kanserojen, aflatoksin var’ falan bu şekilde verilmesi gerçekten Türkiye adına, Türk üreticisi adına, tüketici adına, gıda sanayi adına insafsızlık bu, yani doğru bir şey değil” dedi.

Geçen perşembe günü İstanbul’da gıda güvenliği ile ilgili 102 tane yönetmelik açıkladıklarını hatırlatan Eker, “İşte buralardaki olabilecek binde birlik ihtimali bile ortadan kaldırmaya dönük yeni bir sistem getiriyoruz. Nedir? Mesela aflatoksin hayvanlara yedirilen yemlerin bozuk olması halinde ortaya çıkabilecek bir durumdur. Biz şimdi yeni bir sistem getirdik; kişi kendi hayvanına şahsi yem üretse bile artık onu denetletiyoruz ve kaydını tutturuyoruz” dedi.

“VATANDAŞ ENDİŞE ETMESİN”

“Vatandaşlarımızın da bu konuda endişe etmelerini gerektirecek bir şey yok” diyen Bakan Eker, şöyle devam etti:

“Bir muhalefet milletvekilinin sorduğu soruya verdiğim cevapta, ‘doğru denetimlerde bulunabiliyor’. Ama bunun oranı binde bir bile değil. Yani sayfalarca soru cevap var; bunun içerisinden ‘bulunabiliyor’ kelimesini çıkarıp manşete taşıyıp, ‘Sütte kanser paniği, alfatoksin paniği, kanserojen paniği’ diye bunu manşete taşımak inanın tek kelimeyle insafsızlıktır. Böyle bir şey yok, günah yani, bu millete yazık. İlle böyle dikkat çekeceğim dile de bu tür manşetler böyle verilmez. Bunun da sorumluluğunun bulunması lazım. Eğer gerçekten dikkate alınması gereken miktarda bir şey varsa, biz zaten bunu kamuoyuyla da paylaşıyoruz. Hiçbir zaman bir şey saklamadık, hep şeffaf olduk. O binde birlik ihtimali bile ortadan kaldıracak düzenlemeleri de zaten getirdik, yeni bir sisteme geçti Türkiye. Endişe etmemizi gerektirecek bir şey yok. Yemler de kontrol altında olacak, sütler zaten denetleniyor.”

“YANLIŞ YAPAN FİRMA TEŞHİR EDİLECEK”

Eker, hem cezaların artırıldığını hem de daha etkin bir denetim mekanizmasi getirildiğini belirterek,yanlışı olan firmaların teşhir edileceğini söyledi. Eker, ayrıca sütte antibiyotik kalıntısı çıkması durumunda firmaya 10 bin lira ceza verildiğini ve tespit edilen sütlerin de imha edildiğini kaydetti.

“HEDEF 600 DEKAR”

Öte yandan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker ile Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, ‘Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Protokolü’nü imzaladı. Bakan Eker, önceki protokolle 430bin dekar alanın ağaçlandırıldığını belirterek, “Bu protokol yenileniyor ve hedefimiz 600 bin dekar alanın ağaçlandırılması” dedi.

Eker, özellikle düşük ot verimi bulunan ve kayıtta mera olarak geçen alanların ağaçlandırılması, erozyonla mücadele ve tabiatın dengesinin korunması, böcek ve kuşlar için yaşam alanı oluşturmasının da ağaçlandırma seferberliğinin hedefleri olduğunu anlattı.

Bakan Eroğlu ise, kayıtlarda mera olarak yazılı arazilerden mera olarak kullanılmayanların da ağaçlandırılması gerektiğini belirterek, Bakan Eker’e, ‘Yani sizden arazi istiyoruz” dedi.
Eroğlu, ağaçlandırma seferberliğinde 2011 yılı sonuna kadar 1 milyon 927 bin hektar alanda ağaçlandırma ve bozuk orman ıslahı yaptıklarını söyledi. Eroğlu, “Hedefimiz bu yol sonunda 2.3 milyon hektardır. Ama bu gidişe göre, bu yılsonuna kadar 2 milyon 400 bin hektarı tamamlayacağız” dedi.

Eroğlu, Türkiye’nin dünyada ağaçlandırmada ilk üçe giren bir ülke halin geldiğini de belirterek, “Ormanlık alanlar dünyada azalırken bizde hem ormanlık alan hem odun serveti olarak artıyor” dedi.

Haber Kaynağı: sondakika.com
Haber Linki:http://www.sondakika.com/haber-sutte-kanser-riski-var-mi-3276009/

SAĞLIK0 Yorumlar

Toplam 7 sayfa, 5. sayfa gösteriliyor.1234567

ZF Şanzıman Ürünleri

Emeklilik İşlemleri Danışmanlık

İş – Eleman İlanları / Kiralık ve Satılıklar

- % 100 Google de çıkma garantisi ile ilanlarınızı süresiz bir şekilde yayınlıyoruz. İstediğiniz kelimelerle gelmez iseniz paranız iade.
------------------------------------------
- Tonlarca para harcayıp eleman bulamıyor musunuz ?
- Kiralık ve satılıklarınızı istediğiniz fiyata satamıyor musunuz ?
------------------------------------------
TÜM DÜNYADAN ELEMAN VE MÜŞTERİ BULMA İMKANI SADECE İNTERNETTE

0555 339 79 79
0 507 737 42 21

GÖRÜLMEMİŞ OLAY

- İnternetimiz isimtescil.net firmasına uğrayıp ordan çıkıyor internete...
- Kontrol mekanizması bu olsa gerek.
- Tabi bu işin destekçileride Türk Telekomdan...
- Sebep bir takım olaylar ortaya çıkmasın gündeme gelmesin.

- isimtescili.net sahibi FBS İnternet Hosting Hizmetleri...
- FBS İnternet Hizmetleri sahibi Yıldız Holding...
- Yıldız Holding sahibi ÜLKER...
- Ülker İş Ortakları Microsoft ve Türk Telekom.
- EVET TÜRKİYENİN GERÇEKLERİ BAKALIM NE ZAMAN GÜNDEME GELECEK.

TurkiyemHost İnternet Bilişim Hizmetleri

Gürbüz Yapı Market Malzemeleri

Özcan Anahtar Sincan / ANKARA

İsim Tescili / Web Alanı / Web Tasarım / E-Posta / Reklam

- İnternet siteniz için gerçek yol haritası
- Tüm işlemler yasal olarak sizin adınıza
- Yapılması gerekenlerin hepsi,
- Uygun fiyatlarda ve hızlıca,

- Ücretsiz danışmanlık hizmetleri

Tınaz Tepe Mağarası / Seydişehir

Reklam

Haberleri Çalmıyoruz

- Haberin nerde yayınlandığı veya nasıl yayınlandığı değil,önemli olan haberin okunması ve okuyucu kitlesine ulaşmasıdır.
- Haberlerin internet üzerinden duyurulmasının sebebi budur.
- Haberveriyoruz, haberleri daha fazla okuyucu kitlesine ulaşmasını sağlamaktadır.
- Haberveriyoruz sadece haber vermektedir. Bu haberleri internet üzerinde bulunan büyük medya kuruluşlarının sitelerinden almaktadır. Şuana kadar hiç bir medya kuruluşu haberlerimizi yayınlamayın diye bir uyarıda bulunmamıştır. Bulunduğu takdirde o sitenin ve o medya kuruluşunun haberlerini yayınlamayacağız.

Merter Güvenlik Kilit Anahtar

Firma Kayıt Rehberi

Google Reklamları

İddia Kupon Sargılama

Merter Anahtar - Kızılay / ANKARA

Üç Boyutlu Chat ve Sohbet Sitesi

Arkın Of Life

Emek Harcadık...

Lüften Şikayet ve Haberleriniz İçin

+90 555 339 79 79
+90 507 737 42 21
+90 531 557 89 28

Bu Gün Haberleri Okuyanlar

Günlük Ziyaretçiler: 69 Toplam Ziyaretçi : 49061 Sitede Olanlar : 0