Dünya bizi “yok” yapacak

Türkiye’nin su sorunu üzerine yürürken Trakya’dan söz açtım. Kırklareli İğneada da bulunan Rezve Deresi sularının İSKİ tarafından İstanbul’a taşınması gündemde. Yeri gelmişken İğneada’ya bir göz atmak istiyorum. İğneada Türkiye’nin en nadide ormanları arasında sayılan Longoz-Subasar ormanlarına ev sahipliği yapıyor.
Subasar ormanlar, yaşam stratejisi içerisinde su döngüsünün ve su baskınlarının önemli düzeyde belirleyici olduğu ekosistemler arasında yer alıyor.
Karadeniz Bölgesi’nde bulunan İğneada Longosu Istranca’lardan kopup gelen derelerin denize döküldüğü yerlerde oluşuyor. Bu orman ekosistemleri, çoğunlukla dere ağızlarının yağışın azaldığı dönemlerde denizden gelen dalgaların taşıdığı kumlarla kapanması sonucu dere sularının birikerek geriye dönmesi ve ormanın tabanına yayılmasıyla oluşuyor.. Dişbudak (Fraxinus spp.), karaağaç (Ulmus sp.) ve yabanıl üzüm (Smilax spp.) türleri bu ekosistemin ayırtedici bitki türleri arasında
Alanda, deniz, kıyı, kumul ve sulakalan ve subasar ormanı ekosistemlerinin bir arada bulunması, tür çeşitliliği düzeyinin yüksek olması nedeniyle bu bu ormanlar Milli Park statüsünde korunuyor. Longoz düzlüğünde Saka, Hamam, Mert, Erikli ve Pedina gölleri bulunuyor. Bu göller Bulanıkdere, Arnavutdere ve Rampana deresi ve kolları tarafından besleniyor. Alanın yüzde 46,6 sı orman, yüzde 13.4’ü tarım arazisi, yüzde 3.8’i fidanlık, yüzde 9’u kumul, yüzde 19,5 bataklık ve yüzde 8,5’i ise sulakalan özelliklerine sahip.

İşte böyle inanılmaz bir tabiat alanı yıllardır İSKİ tehditi altında. İSKİ Rezve’den önce Istarnca derelerinden topladığı sularla 7 tane baraj inşa etti. Bu barajlar İstanbul’un su sorununa çözüm mü getirdi. Hayır getirmedi. Bu konuya en çarpıcı yanıtı Doğa Gözcüleri Derneği kurucu üyelerinden geliyor. Asaf ve Şahika Ertan İğneada’da İSKİ’ye karşı ciddi ve etkili bir mücadele sürdürüyor.
Geçtiğimiz günlerde hazırladıkları basın bildirisinden alıntılarla bu konuya noktayı koyuyorum:
“…..Size burda bir öneri getiriyorum. Daha önce gene aynı amaçla yapılan ve Istranca Ormanları ekosistemine büyük darbe vuran 7 barajı bir ziyaret edin. Yeni su kaynaklarını devreye sokalım derken çevrenin ne hale getirildiğini kendi gözlerinizle görün. Şimdi aynı tahribat, geride kalan son derelerin ve Bulgaristan’la sınırımızı oluşturan Rezve Deresi’nin sularının İstanbul’a akıtılması şeklinde sürdürülmek isteniyor. Öte yandan İğneada Longoz (Subasar) Ormanları dünyanın ender ekosistemlerinden biri olduğu için korunması amacıyla yıllardır Birleşmiş Milletler GEF desteği ile milyonlarca dolarlık bir proje sürdürülüyor. Barajlar yapılmadan önce dahi, suya longoz ormanları kadar ihtiyacı olmayan meşelik, gürgenlik, kayınlık alanlarda kurumalar başlamışken bir de son akarsular İstanbul’a çevrilince ne olabileceğini vicdanı ve aklı olan herkesin tahmin edebileceğini düşünüyoruz.”
Bildirinin son bölümü ise hepimizin çevre konusunda daha duyarlı olmamız gerektiğini hatırlatıyor.
‘Evrenden Istranca’ya, oradan Longoz Ormanları’na ve tekrar evrene ulaşan düşüncelerimiz içinde bir kez daha vurguluyoruz: Istranca Dereleri ve Rezve Deresi kendi haline bırakılmalı. Taşıdıkları malzeme ile Karadeniz balıkları beslenmeli; çevrelerindeki ormanlar yaşamalı; bölge halkı da kendi sularını dikkatle kullanmalı. İSKİ yöneticileri de biz İstanbul Halkı da tutumumuzu doğaya ve insanlığa saygılı bir şekle döndürelim, tasarrufa yönelik bir yaşama modelini benimseyelim ve dünyanın kurallarını daha fazla yok saymayalım. Aksi halde dünya bizi -yok- yapacak.”
‘hoşça kalın, sağlıkla kalın’
Can San
can.san1@mynet.com